Hikayeler

HAK EDENE EMEK VERECEKSİN, HAK ETMEYENİN BAŞINI EZECEKSİN

Tarih 27 Mart 2011 Pazar – Yer Beyoğlu Mağaza – Saat : 09:00

Selim, Ocak 2011’de değişen şirket içi yeni sistemin getirdiği aksaklıklardan dolayı biriken evrak işlerini yapmak için, her pazar olduğu gibi yine işinin başına gelir. Aynı zamanda, Beyoğlu mağaza bilgi işlem sorumlusu Ekrem de mesai yapar ki bir aksaklık olması durumunda müdahale edebilsin. Çünkü pazartesi günü Şubat 2011 KDV Beyannamesinin son günüdür. Selim, ofiste yoğun bir şekilde çalışırken, bir yandan da yaptığı kayıtlar ile ilgili gerek ilgili personele, gerekse de üst yöneticilerine bilgi mailleri geçiyordu. Saat 16:30 olduğunda (hem de Pazar günü) bir başka çalışan Nazlı hanım şirkete gelir. Selim;

– “Hayırdır Nazlı hanım, pazar günü ne işiniz var şirkette” diye sorar. Nazlı hanım işten ayrılma kararı aldığını ve 4 gün sonra istifa edeceğini söyler. İşlerini toparlamak üzere de ofise geldiğini belirtir.

Selim şaşırmıştır ve sebebini sorar.

Nazlı çok mutaassıp ve dürüst bir çalışandır. İşe ihtiyacı olan bir arkadaştır ve istifa etmesinin çok önemli sebebi olmalıdır.Nazlı sadece “sıkıldım artık, burada dönen dolaplardan midem bulanıyor” der.

Selim uzatmaz.

Selim’in kafası karışmıştır biraz. Yaklaşık 8 saattir oturduğu yerden hiç kalkmadan iş yapmaktadır ve hava alma ihtiyacı hissederek, saat 17:00 civarında ofisten çıkar. Ekrem’e de 1 saate kadar gelirim diye bilgi verir.

Bu arada Beyoğlu mağaza, özel güvenlik tarafından da kontrol altındadır. Her türlü izinsiz giriş-çıkış yasaktır.

Saat 18:00 civarında Selim şirkete geri döner. Bir de bakar ki ofisinin içerisinde, şirketin sözleşmesiz bayilerinden olan bir firmanın sahibi Kerim bey oturmaktadır.

Kerim bey aynı zamanda Ata beyin 25-30 yıllık aile dostudur ve ofise girmesinde mani bulunmadığını düşünen güvenlik görevlisi tarafından içeri alınmıştır. Ayrıca Kerim bey de zaman içerisinde Selim’le arkadaşlık bağı kurmuştur ve samimiyetleri vardır.

Selim Kerim beye de sorar;

– “Hayırdır Kerim abi, hadi bizim işimiz var da senin tatil günü burada ne işin var”

Kerim bey streslidir ve sanki bir problem var diye düşünmektedir Selim.

– “Sen benim faturalarımı kesip ver de ben Nazlı hanımla işlerimi toparlayıp, size ödeme yapmak için hesabımı yapayım” der Kerim bey ve ödeme yapmak için cebinden çekle para çıkartmaya çalışarak devam eder;

– “Nazlı hanım ayrılıyormuş, doğru mu” der.

– “Evet ya, ben de şimdi öğrendim kendisi söyledi” der Selim ve devam eder;

– “Abi bugün pazar ve ödeme alamam, çeki yarın getirirsin parayı da bankaya yatırırsın” der.

Ve Selim anlar ki, ofise Kerim beyi Nazlı hanım çağırmıştır. Selim, faturalarını ve cari hesap durumunu verir ve Kerim bey Nazlı hanımın yanına gider.

Selim, Kerim odadan ayrıldıktan sonra aynı ofis içinde bulunan bilgi işlem sorumlusu Ekrem’e bakarak;

– “Ne oluyo lan!” der.

Ekrem her zamanki sakinliğiyle kendi kendine fısıldar;

– “http://inciswf.com/1286602117.swf

Ekrem, ileri görüşlü ve az ama doğru konuşan bir kişiliğe sahiptir.

Yani “Dost’tur ve ACI söyler”

Yaşanan her türlü entrikanın arasında, gece gündüz demeden emek veren Selim ve onun iyi niyetinden hiç bir kuşkusu olmayan dostlarını ileride bekleyen acı sürprizlerin belki de en basit anlatımıydı Ekrem’in söylediği.

Saat 19:00 gibi Nazlı hanım, saat 21:00 sularında da Ekrem ve Selim ofisten ayrılır.

Sonrasında gelişen olaylar;

31 Mart 2011 – Nazlı hanım istifa dahi etmeden işten ayrılır.

08 Nisan 2011 – Kerim beyin sözleşmesiz olan bayiliği iptal edilir ve ürün verilmemeye başlanır.

Ve…ve…ve…

Tarih 11 Nisan 2011 Pazartesi – Yer Beyoğlu Mağaza – Saat : 19:00

Beyoğlu mağazada mesai biteli yarım saat olmuştur.

Ata bey, Seril hanım, Selim ve Ekrem henüz çıkmamıştır ofisten. O da ne;

Koordinatör Taha bey, iç denetim müdürü Tijen hanım Beyoğlu mağazaya gelirler. Ata beyin odasına çıkarlar. Yarım saat sonra Selim’i de çağırırlar Ata beyin odasına. Taha bey sorar;

– “Nazlı hanımın işten neden ayrıldığını biliyor musunuz Selim bey…?” Selim, Nazlı’nın sıkıldığını ve bunaldığını söyleyerek istifa ettiğinden bahseder.

Taha bey;

– “Biz Nazlı hanımın bir müşteriden nakit para aldığını tespit ettik” der. Selim bu sırada Ata beyle göz göze gelir ve Ata bey kendine has üslubu ile kahkaha atarak;

– “hahaha!! Düşünebiliyo musun Selim, Nazlı yapmış…” der.

Selim şoktadır…

– “Taha bey emin miyiz bundan. Bahsi geçen kişi Nazlı çünkü” der. Yani Nazlı’dan böyle illegal bir hareket beklenemez bir durumdur. Seril hanım da konuşmaya ortak olur;

– “Ay evet Selim bey, ben de ilk duyduğumda şok oldum… Nazlı’yı ben de tanırım, çok hanım hanımcık, terbiyeli ve dürüst bir insandır” der.

Selim, Taha beye;

– “27 Mart 2011 Pazar günü ofiste ben çalışırken, akşama doğru Nazlı ile Kerim bey de gelmişti. Sebebi bu muydu yoksa” der. Bu işin içinde ciddi bir pislik var ama hayırlısı bakalım diye düşünür ve Ata beye dönerek;

– “Size, güvenlik elemanları bilgisini vermedi mi Ata bey, o gün ikisi de buradaydı” diye devam eder. Tekrar Taha beye dönerek;

– “Bu ciddi bir suçlama. Kanıt varsa hemen harekete geçelim bence. Savcılığa baş vuralım Nazlı hanım hakkında” der.

Biraz önce gürleyenler kediye dönmüştür.

Ata bey konuyu geçiştirir. Taha bey de konuyu geçiştirir. Selim’e dönerek Taha bey der ki;

– “Selimcim senin titiz çalışmalarından dolayı ben seni fabrikaya almak istiyorum. Orada denetim ekibine gerekli desteği vermeni istiyorum” der. 2 gün sonra Selim 13 Nisan 2011 tarihinde fabrikaya gidecektir. Bunun için Ata beyden de onay alınmıştır. Hatta Ata bey demiştir ki;

– “Selimcim tamam alsınlar seni fabrikaya… ama bakalım senin gibi bir çalışandan buraya kaç tane lazımmış görsünler”

Selim düşünür;

“Ulan size emek verenlerde kabahat be kardeşim… Hiç bir çalışanınızın emeğini hak etmiyorsunuz. Kendiniz çalıp kendiniz oynuyorsunuz ama bunu bile beceremiyorsunuz… SIRF KENDİ KOLTUK KAYGILARINIZ UĞRUNA, ŞİRKETİ SÖMÜRÜYOR VE HER BİR ÇALIŞANIN HAKKINA GİRİYORSUNUZ… YAZIKLAR OLSUN SİZE”

(Bir sonraki yazımda, Selim’i 22 Nisan 2011 tarihinde evine doğru giderken bırakmıştık ya… oradan devam edeceğiz)