Hikayeler

YALAN DOSTLUKLAR

01 Haziran 2011 tarihinde gelen fesih ihbarına istinaden Selim, Ekrem, Vahit, Selçuk ve Anıl Selim’in evinde 03 Haziran 2011 tarihinde toplanırlar.
Bu tarih itibari ile Anıl’a henüz tebliğ edilen bir sonuç olmamıştır. Vahit de o şirketin Ankara Mağazasında bölge müdürü olarak görevini sürdürmektedir. Yani mağdur durumda olanlar, Selim, Selçuk ve Ekrem’dir.
Görüşmede konuşulanlar, Anıl ve Vahit de dahil olmak üzere bu beş kişiye ciddi haksızlık yapıldığı ve bunun hesabının sorulması yönündedir. Ayrıca daha o gün Anıl der ki;
– “Ben yaklaşık bir aydır, bu şirketin bayilerinden bir kaç firmayla konuştum. Bizlerin firma kurma girişimi olursa destek olacaklarını söyledi hepsi.” der.
Vahit de;
– “Selim abi o zaman ben de istifa edip ayrılayım. Firma kurup kendi işimizi yapmaya çalışalım o zaman. Zaten tüm patronlar biliyor ki; sen o şirkette olduğun müddetçe ben de çalışacaktım. Aksi halde bu şirkette durmamın hiç bir anlamı yok.” der.
Yaşanılan birliktelik en üst düzeydedir. Selim de bir şeyler yapması gerektiğini düşünür. Çünkü hem sorumlu olduğu bir ailesi ve hayatını sürdürebilmek için yapması gereken ödemeleri vardır. Kendisi, yaklaşık 6 ay kadar aç gezse de sorun yaşamayacağını düşünür ve bu fikrini paylaşır. İş kurmak hiç kolay değildir. Belki çok uzun bir süre ceplerine para koyamayacakları için her şeye hazırlıklı olmaları gerektiğini vurgular. Ta ki hukuksal süreci başlatıp, sonucunu aldıklarında; ancak maddi olarak rahatlayabileceklerini de sözlerine ekler.
Ortaklaşa çıkan karar;
“Sonucu ne olacaksa olsun önemli değil. Kişiliğimize karşı yapılanların yanında maddi kaybımızın ne önemi olabilir ki?”
Anıl’ın iş çevresi ve tecrübesi, Vahit’in proje yönetimi ve Türkiye genelindeki bağlantıları, Ekrem’in bilgi işlem konusundaki ustalığı, Selçuğun muhasebe konusundaki disiplinli ve dürüst çalışması ile Selim’in Yöneticilik vasıfları bir araya geldiğinde aslında olmayacak bir girişim değildir bu.
Anıl hemen işe koyulur ve belli firmalarla randevular ayarlar. 17 Haziran 2011 tarihine gelindiğinde, Selim, Ekrem ve Selçuk şirket hakkında Hukuki Süreci başlatmak için avukat tutarlar ve işe iade davası açarlar. Gelişen bu olaylara bir de Anıl’ın tüm haklarını şirketten alarak ayrıldığı haberi eklenir ve Anıl ile Vahit, iş kurma girişiminde ciddi anlamda geri adım atmaya başlarlar. Sanki şirketin kendisine tüm haklarını vermesi ile Anıl, şirkete karşı olan tavrından vazgeçmiştir.
Kendilerine tam anlamıyla hırsız damgası vuran bu şirketin tüm söylediklerini ve yaptıklarını, bir tazminat parasına sinesine mi çekmiştir Anıl.
Daha Selim o şirkette çalışırken, “sen yoksan ben de yokum abi” diyen Vahit ne olmuştur da iş kurma kararından vazgeçerek bu şirkette çalışmaya devam etme kararı almıştır.
Bu arada Selim’in evliliğinde de ciddi sorunlar başlamıştır ancak hiç bir şekilde bu durumu, iş arayışına ya da oğlunun annesine külfet yaratacak şekilde durumlara getirmemiştir. Zaten çok ciddi maddi sıkıntılar içerisinde bir de bu durumla psikolojik olarak uğraşmaktansa, boşanmanın özellikle oğulları için daha sağlıklı olacağını düşünerek eşiyle boşanma kararı almışlardır.
Selim, Vahit ve Anıl’la sürekli olarak iş kurma girişimleri konusunda konuşmak istemiş ancak her ikisi de belli bahaneler öne sürerek kaçmaya çalışmışlardır. Halbuki delikanlı gibi, dertleri neyse söylemeleri yeterlidir.
Selim, onca probleme rağmen yine de son bir kez görüşmek üzere 02 Temmuz 2011’de Ankara’ya Vahit’in yanına gitmeye karar verir. En azından olacaksa da olmayacaksa da yüz yüze görüşerek bu konuyu noktalamak ve artık önüne bakmak ister. Selim iki gün Vahit’in yanında kalır ve konuşurlar. Vahit biraz çekimser olmasına rağmen, iş yapabileceklerini de söyler. Yani ne hayır der, ne de evet der.
Selim Ankara’dan İstanbul’a döner dönmez otogardan Anıl ve Ekrem’i arayarak görüşmek ister. Şişli’de buluşurlar ve konuşurlar. Anıl;
– “Vahit istifa edip gelecekse okey, ben varım” der.
Selim, Vahit’in durumunun bir kaç ay muallakta olabileceğini ancak bizlerle çalışmayı kendisinin de çok istediğini anlatır Anıl’a. En başta olmasa bile oluşumun en geç 6.ayında aramıza kesinlikle katılacağından bahseder ki Vahit’le Ankara’da konuştukları da aynen bu şekildedir. İş yapacakları ve kendilerine sermayedar olacak kişi bile hazırdır aslında.
Çıkarıldıkları şirketin sözleşmesiz bayisi ve Ata beyin 25-30 yıllık aile dostu Kerim, kendisine de yapılanlardan dolayı bu arkadaş grubuyla iş yapmayı kabul etmiştir.
Anıl bu zeminin de hazır olduğunu duyduğunda nedendir bilinmez gene vazgeçmek ister. Garanti para taahhüdü olmadan Kerim ile çalışmak istemez. Bu taahhüdü de özellikle sözde Selim, Selçuk ve Ekrem adına istemektedir.
Selim için her şey basit ve açık olmalıdır. Kimse kimsenin arkasından düşünce içine girmesin diye görüşmeleri ayarlar. Kerim ile 07 Temmuz 2011 tarihinde bir görüşme ayarlar. Anıl, Ekrem, Selim ve Kerim görüşürler. Kerim bey Anıl’ın para taahhüdünü de kabul eder.
Artık hiç bir engel kalmamıştır iş yapmaları için. Yapılan görüşme el sıkışma ile sonuçlanmış ve hafta başı işe konulacak olmanın heyecanın ile Perpa’da Ekrem aracılığı ile ofis bile bakılmaya başlanmıştır.
Ancak o da ne?!?!?!?!
10 Temmuz 2011 Pazar gecesi, Selim Anıl’ı aradığında Anıl’ın verdiği cevap;
– “Abi ben yokum” olmuştur.
Selim yıkılmıştır. 2000 senesinin Mart ayında başlayan Anıl-Selim dostluğu bu sebepten dolayı zarar mı görecektir… Son mu bulacaktır…
Selim kendini toparlar ve Anıl’a;
– “Peki birader… Sizler varsınız ya da yoksunuz bilemem ama, ben ve Ekrem şu andan itibaren Kerim ile çalışmaya start verdik. Sizler olsaydınız Selçuk da bizimle beraber olacaktı ama şu anda Selçuk kardeşimize sağlanabilecek maddi bir olanak yok. İlerde işlerin durumuna göre inşallah onu da çağırırız… Bilginiz olsun” der.
Telefonu kapatır…
Sadece içinden geçen şudur;
“NEDEN YARI YOLDA BIRAKTINIZ BE BİRADER? BU SİZ OLAMAZSINIZ !”