Hikayeler

PARA MI? HAK VE ADALET Mİ?

Şirketin avukatı Halim bey aracılığı ile Kasım 2011 döneminin ilk haftasında Selim, koordinatör Taha bey tarafından fabrikaya davet edilir. Aslında bu davetin amacı, Selim’in şirkette çalıştığı 12 yıl boyunca edindiği bilgi ve yetkilerine istinaden, şu anki durumunda bu bilgileri şirkete zarar getirecek şekilde kullanıp kullanmayacağının tespitidir.

Selim’in Nisan 2011 den Kasım 2011 dönemine gelinen süreçte kaybedecek hiç bir şeyi kalmamıştır. Ailesi dağılmış, bankalara karşı çok ciddi borçlar altına girmiş ve uzun vadeli bir iş de henüz bulamadığı için bir türlü hayatını düzene sokamamıştır. Kerim’le girişmiş olduğu iş ortamından hiç bir gelir elde etmeden, sadece söz verdiği için 2 ay kadar çalışmış ve Eylül 2011 döneminde de oradaki iş birlikteliğine son vermiştir.

Taha bey konuşmasına başlarken;

– “Selimcim biliyorsun ki burası yönetim kurulu ile idare edilen bir şirket ve yaşadığın o talihsiz olayla ilgili sana bir haksızlık yapıldığının farkına vardık biz. Sen bizler için çok değerli bir çalışan ve arkadaştın. Bu şirkete vermiş olduğun emekler kesinlikle göz ardı edilemez. Eşinden boşanma durumunun da olduğunu ve ciddi bir borç yükü altına girdiğini öğrendim Halim beyden. Senden özür diliyoruz. Ben çok üzüldüm ve sana yardımcı olmak istiyorum. Bu konuyu, gerekirse sadece Ziya beyle paylaşarak sana maddi bir ödenek çıkartmak ve haklarını ödemek istiyorum” der.

Selim:

– “Taha bey yaklaşık 7 aydır yaşadıklarımı ve bizlere haksız yere yaşatılanları, sadece bu cümlelerle nasıl telafi edebilecek bu şirket. Elimize 3 kuruş para tutuşturup davalarımızı geri çekmemizi mi isteyecek?” der.

Taha bey;

– “Ben bu yardımı sadece sana yapmak istiyorum ve Ekrem bey ile Selçuk beyin haklarını hiç bir şekilde ödemem ben. Kayıtlar silinmiş Selimcim. Ve biz bunu tespit ettik. Ayrıca Anıl beyin de haklarını ödemiyoruz. Bu davranışı sadece senin emeklerinin karşılığı anlamında yapmak istiyoruz.” der.

Selim;

– “Taha bey Anıl’ın haklarını ödedi bu şirket ve siz bundan haberiniz olmadığını mı söylüyorsunuz.” diyerek Halim beye bakar.

Halim bey ve Taha bey Anıl’ın haklarını alarak şirketten çıkartıldığını kimsenin bilmediğini düşünerek susarlar ve şaşırırlar.

Taha bey;

– “Ha biz onu tekrar bir inceleyelim ama ödendiyse de benim bilgim yok” der ama Selim Taha beyin mimiklerinden bu görüşmenin sahte bir görüşme olduğunu anlar aslında.

– “Ne istediniz bizden be Taha bey. İnsan gibi el sıkışarak ayrılsaydık ve 12 yıllık emeklerimin karşılığını sıcak ve samimi bir el sıkışması ile noktalasaydık kim ne diyecekti? Bana yazık değil mi? Ailemi dağıttım yazık değil mi? 2 aydır kuru parkede yatıp kalkıyorum ve komşularımın yardımlarıyla yaşıyorum… yazık değil mi? Dostlarımın yapmadığını mal sahibim benden 2 aydır kira almayarak yapıyor. Böyle mi olması gerekiyordu? Faturalarımı ödemek için, telefonumu bilgisayarımı satmak zorunda kaldım. Bu mudur benim hak ettiğim?” diyerek ağlamaya başlar ve izin isteyerek ofisten ayrılmak ister Selim.

Taha bey;

– “Selimcim gerekirse sen iş bulana kadar faturalarını da öderiz biz” der ve Selim’de ipler kopar.

– “Taha bey; siz beni sanırım bu şirkete para dilenmeye gelen ve her geldiklerinde ‘Yasin beyin arkadaşı gelecek bi 150 TL. verelim, yok Ziya beyin eski bir arkadaşı gelecek 200 TL. verelim’ diye bana talimatlar verdiğiniz o soysuz açgözlü heriflerle karıştırdınız.” diyerek gözyaşlarını daha da bir akıtır. Bir an Taha beyin ofis kapısının önünde çöküp öylece kalır.

Ayağa kalkar ve kapıya yönelerek konuşmaya devam eder Selim;

– “Taha bey biz üç kişiyiz. Selçuk, Ekrem ve benim “İade-i İtibarımız” sağlanacak ve bu sağlanmadan, sizlerle hakkımız olan tazminat v.s. gibi konuları konuşmayı dahi istemiyorum. Davamız devam eder. Gerekirse 3-5 yıl sürer. Hakkımız ise paramızı zaten alırız, değilse de bu ayıpla yaşamayı biliriz biz. Ayrıca, Ekrem’in kayıtları gerçekten sildiğini ispat edin, sizdeki her türlü davamızı da alacağımızı da iptal edelim biz. Ben bu kadar güveniyorum dostlarıma. Kendinizce bir senaryo yazdınız ve insanların buna inanması için sindirme politikası uyguladınız ama yanlış insanlarla uğraştınız.” der.

Taha bey;

– “Sen Beyoğlu mağazada Ata beyle çok içli dışlı olmuştun. Biz senin güvenilirliğini sorgulamadık aslında, bir nevi sen kurunun yanında yandın” diye garip bir tabir kullanır.

Selim de;

– “Ben bu şirketin ne zaman gerçekten kurumsal olacağını sanıyorum biliyor musunuz Taha bey… Beyoğlu mağazayı Ata Hegomanyasından kurtarıp, gerçekten işleyen bir sistem getirirsiniz oraya, işte o zaman kurumsal olursunuz. Aksi halde yok olup gidecek bu şirket ve çok yazık olacak emeklere” diyerek ofisten ayrılır.

Halim bey, Selim’i bir evine gitmek için vasıta bulabileceği yere kadar götürmek ister ve Selim de kabul eder.

Arabayla giderken, Halim bey en acı verici cümleyi söyler;

– “Yahu dostum, inan ne diyeceğimi bilemiyorum. Böyle bir durum hiç olmamalıydı. Kendileri de yaptıklarına inanmıyorlar ama şu anda ne yapacaklarını da bilmiyorlar. Hatta bir ara Kamil bey bile demişti ki; ‘Ben bu çocukların tertemiz olduğuna inanıyorum. Zaten bu davadan alacakları para, eğer sonuçlanması için sabır gösterirlerse, fazlası ile onların hakkıdır.’ Şimdi ben bunların neyini savunayım be Selim kardeşim. Ama gel gör ki avukatlarıyım ve benim de işim bu.” der.

Selim zaten Taha beyden duyduklarından sonra iyice acı çekmektedir ama doğru olan neyse, süreç neyse devam etmelidir diye düşünür.

– “Halim abi, bundan dolayı sana ne ufacık bir tavrım ne de senle olan dostluğumu zedeleyecek bir düşünce içerisinde değilim. Sen işini yapıyorsun ve yapmalısın da. Allah büyük be abi. Ateş düştüğü yakıyor. Benim yaşadıklarıma sebep olanlara, inanıyorum ki Rabbim fazlasıyla yaşatacak bunları ve bakalım o zaman onlar da benim kadar güçlü olabilecek mi.” der.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir