Haberler,  Sosyal Paylaşım

TGRT – FOX FALAN

TGRT (Tam adıyla: Türkiye Gazetesi Radyo Televizyonu), Türkiye’de özel televizyonculuğun ilk yıllarında İhlas Holding tarafından 22 Nisan 1993 tarihinde açılmıştı.

Türkiye’de ilk özel TV kanalı aslında Star 1 diye bilinse de esasında TGRT’dir. TGRT’nin temelleri ilk olarak 1970’lerde Dr. Enver Ören tarafından Türkiye gazetesinin kurulmasıyla atılmıştı. 1989 yılında ise dönemin başbakanı Turgut Özal tarafından özel televizyon ve radyoların yayına başlamasına izin verilmiş, fakat o dönem özel radyo ve televizyonların yayın yapmasına izin veren yasal bir kanun olmadığı için kanal, yayına başlayamamıştı.
Star 1 ise 3 Mart 1989 tarihinde yasa dışı yollardan Almanya üzerinden test yayınına başlamış ve arkasından, kanalın asıl sahibi olan Cem Uzan, Turgut Özal’ın oğlu Ahmet Özal’ı kanalın hisselerine ortak ederek, 1991’de ikinci özel televizyon olan Teleon’u yayına başlatmıştı.
Kısa bir süre sonra ise 5 Mayıs 1990’da Magic Box, Star 1 adıyla normal yayına başlamıştı.
Ondan bir süre sonra ise iş adamı Erol Aksoy ve gazeteci-televizyoncu Nuri Çolakoğlu 1 Mart 1991’de Fransa üzerinden Show TV’yi test yayınına sokmuş ve 1 Mart 1992’de normal yayına başlamıştı.
Bu arada Kadir Has şirketler grubu da 1992’de HBB TV’yi yayına başlatmıştı. Sonrsında Tevfik Ahmet Özal, Star 1 ve Teleon ortağı olduğu Cem Uzan’la anlaşamamış ve 6 Mart 1992’de kendi özel televizyonu olan Kanal 6’yı kurmuştu.
Öte yandan Haydar Baş da 1992’de Mesaj TV’yi yayına başlatmıştı.

1993’de dönemin DYP-SHP koalisyonu özel televizyonların yayına başlamasını yasalaştırınca, 22 Nisan günü TGRT televizyonu da test yayın sürecinden çıkıp dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın cenaze törenini canlı yayımlayarak yayına başlamıştı.

Arkadan özel radyo ve TV’leri denetlemek amacıyla hükumet çıkardığı kanunla RTÜK’ü kurmuştu.

Ardından aynı yıl birbiri ardına STV, ATV, Cine5, Flash TV, Kanal D, Meltem TV ve Kanal 7 televizyonları yayına sokulmuştu.

TGRT ise emsallerinden farklı olarak ilk yıllarında Milliyetçi-Muhafazakar bir yayın politikası gütmüş olup yayın ortağı İhlas Haber Ajansının sayesinde çok iyi haberciliğe imza atmıştı. Magazin içerikli yayınlara yer vererek, genelde aileler ve topluma yönelik dizi, film ve programlar yayınlamıştı. Ayrıca din, kültür ve ahlak konularında da programlar yayımlayan özel televizyon kanalı TGRT, bu tür yayınlara devam ederken, 1998 yılının ikinci yarısında logosunu değiştirip, logosunu sağ üst köşeden sağ alt köşeye kaydırmıştı.

2000’li yıllardan itibaren kanal, yaşam ve kadın içerikli programlara da yer vermeye başlamıştı. Bu arada yönetim daha da büyümek adına önce 2004 senesinde TGRT Haber, TGRT Pazarlama ve TGRT EU kanallarını yayına sokmuştu.
Bu arada İhlas Holding yönetimi ABD’li News Corporation şirketine ortak olmuş ve 2007’de, artan borçları kapatmak için holding yönetimi TGRT EU, Haber, Pazarlama, FM’i kapsamayacak şekilde kanalın bütün hisselerini TGRT markası kendinde kalması şartıyla Enver Ören tarafından 25 Temmuz 2006 tarihinde News Corporation şirketine satmıştı.

Gelelim mevzunun ilginç tarafına;
Yıl, 1915
Çanakkale’de kan gövdeyi götürüyor.
“Geçerim” diye saldıran emperyalistlerin insan kaybı, 200 bini aşmış… “Geç de görelim” diyen dedelerimizin kaybı ise, 250 binin üstünde… Mermiler havada çarpışıyor. Cesetler toplanamayacak kadar çok…
Bu inanılmaz kıyıma rağmen, İngiliz Hükumeti durumdan memnun.
Çünkü gerçeği bilmiyor. Çanakkale’deki İngiliz cephe komutanı, “Vaziyet gayet iyi… Bugün yarın geçeriz” raporları gönderiyor devamlı…
O sırada genç bir gazeteci var orada.
Avustralyalı.
Melbourne Age Gazetesinin muhabiri.
Görüyor ki, durum kel… Hadise, hiç de İngiliz komutanın anlattığı gibi değil. Türkler kafaya koymuş… Kuru ekmek yiyor, bulursa üzüm hoşafı içiyor, şakır şakır can veriyor…
Ama geçirmiyor.
Avustralyalı olduğu için özellikle dikkatini çeken bir konu daha var. İngiliz komutanlar, karargâhta klasik müzik eşliğinde viski yudumlarken, Anzaklar patır patır gidiyor. En son iki tabur Anzak gönderiyorlar bir bölgeye…
Türklerin, iki taburu yok etmesi iki saat bile sürmüyor.
Üstelik müthiş bir sansür var. Yazdığı haberler, İngiliz yetkililer tarafından engelleniyor.
Bakıyor ki, olacak gibi değil…
Sarılıyor kaleme, tüm gerçekleri tek tek anlattığı, 8 bin kelimeden oluşan,

“Gelibolu Mektubu” nu yazıyor.

Özeti şu:
“Çanakkale geçilemez… Hemen çekilin.”
Ve bu mektubu, sansürden kurtulmak için Avustralya Başbakanı’na “elden” ulaştırıyor. Avustralya Başbakanı mektubu okuyor, gözlerine inanamıyor ve acilen, yine “elden”, İngiltere Başbakanı’na ulaştırıyor. İngiltere Başbakanı mektubu okuyor, Savaş Kabinesini topluyor ve orada bir daha yüksek sesle okuyor…
Gizlice araştırılıyor.
Mektup doğru.
Hatta az bile yazılmış.
Cephedeki İngiliz komutanın, kendi poposunu kurtarmak için palavra attığı anlaşılıyor.
Ve karar veriliyor.
Komutan görevden alınıyor. Emperyalistler, Çanakkale’den çekiliyor. Yazdığı mektupla savaşın sona ermesini sağlayan genç gazeteci, Avustralya’da “kahraman” gibi karşılanıyor.
“Sir” unvanı veriliyor. E tabii kapılar açılıyor…
Savaşa “muhabir” olarak giden gazeteci, savaştan sonra “gazete sahibi” oluyor.

Yıl, 1952
Çanakkale’de savaşın kaderini değiştiren “sir gazeteci” vefat ediyor.
Bir tane oğlu var…
O zamanlar, 21 yaşında. Babasının gazetesinin başına geçiyor.
Çalışıyor, çalışıyor, çalışıyor.
Avustralya’ya sığmıyor… ABD’ye, Avrupa’ya el atıyor.
Bugün, 87 yaşında.
Dünya medya imparatoru.

Yıl, 2006…
Çanakkale’nin “dövüşerek” geçilemeyeceğini ilk anlayan “sir gazeteci” nin oğlu,
Çanakkale’nin nasıl geçileceğini gösterdi…

EFT’yle.
Bastı parayı, TGRT’yi aldı.
İsmi, Rupert Murdoch.

Dünya medya devi Rupert Murdoch’un sahibi olduğu News Corporation, 2006’da Atlantic Records’ın Başkanı Ahmet Ertegün ile birlikte TGRT’nin yayın hakkını elinde bulunduran Huzur Radyo TV’yi satın aldı. Uzun süre devam eden görüşmeler 151 milyon TL’lik (98 milyon dolar) anlaşma ile sona ererken, TGRT markası Ören Ailesinde kaldı, kanalın adı ‘Fox’ olarak değiştirildi.

Ahmet Ertegün’ün bu devirden kısa bir süre sonra aynı yıl (2006) vefatı üzerine hisselerini, Cumhurbaşkanlığı döneminde Turgut Özal’ın Özel Kalem Müdürlüğü görevini de yürüten Engin Güner devraldı.

Kısacası… Tarafsız olduğu ve yandaş olmadığı düşünüldüğü için bir çok kesim tarafından (ben dahil) severek izlense de…

Maalesef..

“Amerikan Sermayesinin Türkiye’deki Yüzüdür FOX”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir