mostbet az1 winlucky jetpin up casino gamepin up casino1win kz1win aviator1 win1 win az4r betmostbet kz1 winmosbetparimatch1win aviator4rabet india1vin1win casinopin up casino india1 winmosbet indiaonewinpin up azmostbet1win slotmostbet kzmosbet casinolucky jet1xbet lucky jetpinuplucky jetpin up indiamostbet1winmostbet casinomostbet kzaviatormosbet aviatormosbet casinopin up casinopin-up kzpin-up kzaviator4rabet bangladeshpin-up1win apostaparimatchlacky jetmostbet4rabet bangladeshmostbet casino
AŞK

Aşk nedir?

Avuçların mı terliyor, kalbin mi tekliyor, sesin mi kısılıyor?

Bu aşk değil, hoşlanma.

Gözlerini ondan ayıramıyorsun, dokunmak istiyorsun, öyle mi?

Bu aşk değil, şehvet.

Onu herkese göstermek istiyorsun, aşkını haykırmak istiyorsun, öyle mi?

Bu aşk değil, gösteriş.

Onu istiyorsun çünkü yanında değil, öyle mi?

Bu aşk değil, zayıflık.

Sana aşkını itiraf ettiği için onunlasın?

Bu aşk değil, acıma.

Ona aitsin çünkü görünüşü seni cezbediyor, kalbini tekletiyor, öyle mi?

Bu aşk değil, vurulma.

Hatalarını görmezden geliyorsun çünkü onu önemsiyorsun, öyle mi?

Bu aşk değil arkadaşlık.

Ona, her gün, her an onu düşündüğünü mü söylüyorsun?

Bu aşk değil, yalan.

Sevdiğin her şeyi hatıra olsun, diye ona vermek mi istiyorsun?

Bu aşk değil, hayır işi.

AMA;

O ÜZGÜN OLDUĞUNDA KALBİN Mİ ACIYOR ?

İŞTE BU AŞK .

O İYİYKEN BİLE ONUN CANI YANAR , DİYE AĞLIYOR MUSUN ?

BU AŞK .

GÖZLERİ, KALBİNİ GERÇEKTEN VE GÖRÜYOR VE RUHUNU DERİNDEN İŞLİYOR MU ?

BU AŞK .

KÖR OLMUŞ BİR ŞEKİLDE , ACILAR İÇİNDE KIVRANIRKEN BİLE HÂLÂ ONUNLA MISIN ?

BU AŞK .

ONU HATALARIYLA KABUL EDİYORSUN , ÇÜNKÜ HATALARI DA ONDAN BİR PARÇA DİYE DÜŞÜNÜYORSUN , ÖYLE Mİ?

BU AŞK.

BAŞKALARINA DA İLGİ DUYUYORSUN AMA HER ŞEYİNLE , PİŞMAN OLMADAN ONUNLA MISIN ?

BU AŞK .

ONA KALBİNİ , HAYATINI , HATTA ÖLÜMÜNÜ BAĞIŞLAYABİLİR MİSİN ?

ŞİMDİ , GERÇEKTEN AŞIK MISIN ?

BİR KEZ DAHA DÜŞÜN.

SADECE ZAMAN

Yolun nereye gittiğini kim söyleyebilir
Günün nerede aktığını… sadece zaman
Senin sevgin büyürse kim söyleyebilir
Kalbinin seçtiğini… sadece zaman

Kim söyleyebilir kalbinin neden iç çekişlerini
Senin sevginin uçtuğunu… sadece zaman
Senin kalbinin niçin ağladığını kim söyleyebilir
Senin sevginin uçtuğunu… sadece zaman

Kim yolların ne zaman karşılaştığını söyleyebilir
Bu sevgi senin kalbinde olabilir
Günün, ne zaman uyuduğunu kim söyleyebilir
Gece, tüm kalbini tutarsa
Gece, tüm kalbini tutar

Senin sevgin büyürse kim söyleyebilir
Senin kalbinin seçtiğini…
– Sadece zaman –
Yolun nereye gittiğini kim söyleyebilir
Günün nerede aktığını… sadece zaman

Kim bilir? sadece zaman

KALMADI
Sevgi kalmadı ki kalbimde.
Eş, dost, sevgili, akraba, arkadaş…
Her giren bir parçasını kopardı yüreğimin.
Her biri, kendine bir parçayı aldı ve gitti.
Şimdi sadece sıramın gelmesini bekliyorum.
Ne büyük bir huzurdur bu.
Kendimle yalnız da olsam, huzurluyum.
Acıyan bir yerim ya yok, ya da acı;
…artık benim için yok!
Hissedemiyorum; ne sevgiyi, ne de acıyı…
Girseniz de yüreğime, girmeye gayret gösterseniz de…

…artık bende size verebilecek hiçbir şey kalmadı.
Bari bırakın da huzurum bana kalsın!

S.Y.


BEYAZ BİR SAYFADA SANA BAKMAK

Her şey yapılabilir bir beyaz kağıtla.
Uçak örneğin, uçurtma mesela.
Altına konabilir, bir ayağı ötekilerden kısa olduğu için sallanan bir masanın.

Veya şiir yazılabilir, süresi ötekilerden kısa bir ömür üzerine.

Bir beyaz kağıda her şey yazılabilir.
Senin dışında.
Güzelliğine benzetme bulmak zor.
Sen iyisi mi sana benzemeye çalışan her şeyden, bir gülden, bir ilk, bir sonbahardan sor.
Belki tabiattadır çaresi senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin.
…ve benim bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim.
Anlarım bitkiden filan ama anlatamam, toprağın güneşle konuşmasını, sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla.

Sen bana ışık ver yeter, bende filiz çok.
Köklerim içimde gizlidir… gelen, giden, açan, soran bere budak yok.
Bir şiir istersin “içinde benzetmeler olan”…
…kusura bakma sevgilim, heybemde sana benzeyecek kadar güzel bir şey yok.

Yok…

Uzun bir yoldan gelen, tedariksiz, katıksız bir yolcuyum.
Yaralı yarasız sevdalardan geçtim, koynumda bir beyaz kağıt boşluğu…
…her şeyi anlattım !
Olan, olmayan, acıtan, sancıtan…
…bilsem ki sana varmak içindi bütün mola sancıları, bütün stabilize arkadaşlıklar…
…daha hızlı koşardım… sever adım gelirdim, gözlerinin mercan maviliğine !

Sana bakmak, suya bakmaktı.
Sana bakmak, bir mucizeyi anlamaktı.

Sana sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
Aşk sorgusunda şahanem
Yalnız, kelepçeler sanıktır
Ne yazsam olmuyor
Çünkü bilenler hatırlar
Hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
Bahçıvanlar değil tüccarlardır
Sen öyle göz
Sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
Sen teninde cennet kayganlığı iken
Sana şiir yazmak ahmaklıktır !

Bir tek söz kalır dişlerimin arasından
Ben sana gülüm derim
Gülün ömrü uzamaya başlar

Verdiğim bütün sözler sende kalsın isterim
Ben sana gülüm derim
Gül sana benzediği için ölümsüz
Yazdığım bütün şiirler sana başlayan bir kitap için önsöz

Sana bakmak
Bir beyaz kağıda bakmaktır, her şey olmaya hazır
Sana bakmak
Suya bakmaktır
Gördüğün suretten utanmak
Sana bakmak
Bütün rastlantıları reddedip
Bir mucizeyi anlamaktır
Sana bakmak
Allah’a inanmaktır

~Yılmaz ERDOĞAN~

ANLADIM

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,
kendimi bulduğumda anladım.

Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..

Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..

Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalın ayak koştuğunu anladım..

Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..

Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..

Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..

Fakat, hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..

Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..

”Sana ihtiyacım var, gel !” diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ”git” dediğimde anladım..

Biri sana ”git” dediğinde, ”kalmak istiyorum” diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..

Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..

Özür dilemek değil, ”affet beni” diye haykırmak istemekmiş pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım..

Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış, Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..

Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım..

Sevgi emekmiş !
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş…

~Can YÜCEL~

SENİN YAŞIN AŞKA TUTMUYOR
Senin yaşın aşka tutmuyor…
hiç gelme ..
Bükülmüş dudaklarına bükülmüş sözler büyük kaçar
On santim daha uzasan, başın göğe çarpacak.
GÖĞsün diyordum, göğsünden söz etmiyordum.
Sen…
Sen ölmeden beş dakika önce düştün.
Mandallarından savrulup uçan beyaz bir gömlek gibi…
Havada uçarken ölüp savrulan beyaz bir kelebek gibi…
“Hay aksi” dengesini kaybeden bir cambaz gibi…
Virajı alamayıp, şarampole yuvarlanan arabalar gibi…
Yani aklıma ilk gelen bir şey gibi düştün !
Düşüşün bir rüyaydı,
Düşüşün yarım kalacak bir rüyaydı, gecelerden bir geceydi sadece…
Gecelerden bir gece aşkın üstüne yürüdün…
Delikanlı bir yanın vardır karanlıkta;
Şöyle sert, şöyle naif, şöyle öfkeli !
Senin yaşın aşka tutmuyorum çocuğum…
hiç gelme…
Açıkta kalırsın.

Aşk insanı acıktırır.
Aşk insanı bir ölüme susatırsa, aşk diye anılır
Senin mahallende aşk masallara giremez.
Masala giren aşk, çıkamaz o mahallelerden !
Masalların aşkına.., benim aşkıma..,
Allah aşkına..!
Senin yaşın aşka tutmuyor sevgilim, lütfen gelme ..
Bana ayak bastığın gün,
Aşk herhangi bir gün olarak katılır haftaya.
Salı ile çarşamba arasında bir yere aşk,
Her koşulda eğlenceli;
Aşk, istedi mi sereserpe !
Yüzünde derin mi derin, kuşkulu, canavar bir gülümseme…
Yırtarsın, kapatırsın, vurur deviremezsin.

Sevgilim ..
Sen bu aşkta dolap çeviremezsin !
Açıkta kalırsın.
Aşk insanı acıktırır.
Aşk insanı bir ölüme susatıyorsa aşk diye anılır!
Yüzünde derin mi derin, kopkoyu, yapış yapış bir gülümseme ..
Senin Yaşın Aşka Tutmuyor Sevgilim

Lütfen Gelme!


BENİ GÜZEL HATIRLA… ÇÜNKÜ BEN SENİ GÜZEL HATIRLIYORUM

Beni güzel hatırla.
Bunlar son satırlar.

***

Farzet ki bir rüyaydım, esip geçtim hayatından
Ya da bir yağmur sel oldum sokağında
Sonra toprak çekti suyu, kaybolup gittim
Belki de bir rüyaydım
Senin için..
Uyandın ve ben bittim
Beni güzel hatırla
Çünkü sevdim seni ben, her şeyini
Sana sırdaş oldum, dost oldum, koynumda ağladın
Yüzüne vurmadım hiçbir eksikliğini
Beni üzdün kınamadım
Alışıktım vefasızlığa, el oldun aldırmadım
Beni güzel hatırla
Sayfalarca mektup bıraktım sana
Şiirler yazdım her gece
Çoğunu okutmadım
Sakladım günahını sevabını içimde
Sessizce gittim senden, öncekiler gibi sen de anlamadın
Beni güzel hatırla
Sana unutulmaz geceler bıraktım
Sana en yorgun sabahlar
Gülüşümü, gözlerimi sonra sesimi bıraktım
En güzel şiirleri okudum gözlerine baka baka
Söylenmemiş merhabalar sakladım her köşeye
Vedalar bıraktım duraklarda
Ne arasan bir sevdanın içinde
Fazlasıyla bıraktım ardımda
Beni güzel hatırla
Dizlerimde uyuduğunu düşün
Saçını okşadığımı, üşüyen ellerini ısıttığımı
Mutlu olduğun anları getir gözünün önüne
Alnından öptüğüm dakikaları…
***
Birazdan kapını çalan kişi olabileceğimi düşün
Şaşırtmayı severim biliyorsun
Bu da sana son sürprizim olsun
Şimdi seninle yaşanan günleri ateşe veriyorum !
Beni güzel hatırla
GİDİYORUM …

~Bir Garip ORHAN VELİ~

BİRİSİ

Birileri, birilerine çamur atmaktan…

Birileri o çamuru savuşturmaya çalışmaktan…

Birileri bu illüzyonun içinde hangi taraf olacağını şaşırmaktan…

Taraf olup da ne yapacağını bilememekten…

Fikir paylaşımından çok, fikirlerimizi dayatarak kabul ettirmekten…
Tüm bu illüzyona kanarak birbirimize, gerek fikren gerekse şahsen zulmetmekten…
Kendi Ülkemizin “Kurucusunu”, kendi Ülkemizin dininden soyutlamaktan…
Kendi acılarımızı, başkalarının kazanımlarına ortak olmaya çalışarak örtbas etmekten…
Son 20 gündür, “Müslümanın acısına ortak olmayan…” la başlayan cümleler kurarken, kendi Ülkemizdeki insanlarımızın ACI larını unutmaktan…
İllüzyonun bize gösterdiği şekilde “hadi boykot, hadi boykot” diye diye bi taraflarımızı yırtmaktan…
Ülkemizin geleceğine ait en önemli kararların, yaratılan sahte gündemlerin peşinde KOYUN gibi koşarken alındığını görmezden gelmekten…
MİLLET olma değerimizin, VEKİL seçtiklerimiz sayesinde “beş para etmediğini” ve egemenliğimizin “KAYITSIZ, ŞARTSIZ” bizlerden uzaklaştırıldığını anlamamaktan…
Kendi Ülkemizde, gerek ekonomik gerekse sosyal anlamda çok büyük bir kaosa doğru sürüklendiğimizi görmezden gelmekten…
***
ve sadece gerçek benliğimizle kendimiz değil de istedikleri gibi (koyun) birisi olmaktan…
***
BIKMADIK, USANMADIK !
***
ALLAH (C.C.) BÜYÜK !

KENDİ ADIMA

Üç günde Gazze de Hayatını kaybeden İNSAN ların sayısı 81 olunca, her platformda olan SİZLER… Soma da “bir anda” hayatını kaybeden İNSAN’lardan dolayı ocağı sönen, 1000’e yakın kendi vatandaşınıza destek olacakken neredeydiniz ?!
Durun ben diyim size nerede olduğunuzu…
“Markette kendi vatandaşınızı linç etme peşindeydiniz !”
***
#GazzedeKatliamVar da #somakatliamdegilmi ydi..!
Önce bi kendi insanınıza değer vereceksiniz #AKParti yandaşları !
***
Gazze’ye destek adına, götünüz yiyip oraya cepheye gitmeyip de: “Müslüman’ın derdiyle dertlenmeyen bizden değildir!
Hz Muhammed (s.a.v)”
Hadis-i Şerif’ini kendinize slogan yapacak kadar da ALÇAKSINIZ !
***
Müslümanlığı tekelinize aldığınızı, yeni nesilden de Atatürk’ü soğuttuğunuzu sanıyosunuz !
Size kibarca; “hadi ordan !” diyorum.
***
Sadece “T.C.” den oluşan iki harf görselinin bile sizi rahatsız ettiği dönemleri de yaşadık. Bi de utanmadan Türkiye Cumhuriyeti’ne Cumhurbaşkanı olacak kişinin peşinde “USTA… USTA… USTAAAA” diye naralar atarak dolanıyosunuz !
****
Yuh sizin İNSAN’lığınıza da MÜSLÜMAN’lığınıza da !

~S.Y~

DENİZ FENERİ

Bir Deniz feneri… Okyanusla sonsuza dek komşu.
Okyanusun mu ona daha çok ihtiyacı var, yoksa deniz feneri mi okyanus için vazgeçilmez bir sevgili?

Gündüzleri, deniz feneri isyanlarda… Çünkü yanı başındaki biricik sevgilisi gözlerinin önünde güneşle ihtirasla sevişmekte. Hep gece olsun ister, sevgilisi ona kalsın, yalnız onda bulsun gecedeki renginin güzelliğini…
Deniz feneri, küçücüktür okyanusa göre ama güneşin aşkından daha büyüktür aşkı okyanusa…

Geceleri ise deniz feneri, gecenin esrarengiz sessizliğinde hep mutluluklar peşindedir. Her ışık turunda çıldırır deniz feneri zevkten, adeta dans eder okyanusun en uzak noktalarına uzanarak. Daha gerçektir deniz feneri, gece sadece o ve okyanus vardır sınırlı görüş gizliliğinde.

Gündüzleri deniz feneri bir hiçtir bütün aldatmalara şahit olarak. Güneş ise gece olunca bu hissi göremez.. Gece, deniz feneri ile okyanusun aşkının dans edişine güneş şahitlik yapmaz..

Gün bitiminde ve başlangıcında teslim ederler sevgili okyanuslarını birbirlerine güneş ve deniz feneri.

Güneşin okyanusla arasına giren bir engel vardır kimi zaman, bu işkencedir güneşi küçülten. Bulutlardır, bu hain, gündüz aşkında güneşe okyanusu göstermeyen. Güneş ise tüm gücüyle savaşır okyanusa ulaşmak için. O kadar yaklaşır ki, bulutlara bulutlar, yoğunlaşır, yoğunlaşır ve gökyüzü ağlamaya başlar okyanus hasretinden hesapsızca titrer.

Okyanus bütün damlaları özlemle kucaklar, her damla onu güneşine daha çok yaklaştırmaktadır. Gökyüzü ağlar, ağlar ta ki son damlası bitene kadar. Okyanus damlalarla büyür büyür büyüklüğüne daha hacim katarak aşkının sevgi damlalarıyla. Bilmezdi okyanus, her yağmurla sevgisini ona iletmek isteyen bir güneşinin olduğunu. Her yağmur yağdığında okyanus kızar güneşine gündüz onu terk ettiğini düşünür, hırçınlaşır, dalgalanır öfkesinden bilemez güneşinin ona ulaşmak için savaştığını.

İntikamını deniz fenerinden alır okyanus, onun neden gündüz sevgilisi olmadığını defalarca kamçılayarak sorar deniz fenerine. Dalgalarını büyütür, cevap alamayınca deniz fenerinden.. Deniz feneri onu teselli edemez, çünkü o sadece gece vardır gerçek gecededir onun için. Ağlayamaz deniz feneri, ağlamayı deliler gibi istese de, gözyaşları yoktur, ulaşmak istese de ulaşamaz gündüz sevgilisine. Çaresizdir deniz feneri, sadece bir dilek geçirir içinden rüzgarâ yalvarır “bulutları kaçır buradan” diye, güneşin çıkması sevgilisine sevgi dolu ışıklarını göndermesini diler.

Okyanusunun mutluluğunu ister hesapsızca… Çünkü tek mutluluğu budur deniz fenerinin. Ağlayamaz, gündüz ona ulaşamaz, konuşamaz hislerini okyanusuna. Her okyanusun sahilinde bir deniz feneri vardır. Her gece deniz fenerleri gemilere okyanusa olan aşkını haykırırlar, ümitsizce, yarınlarını hiç düşlemeden… Ve her gece hikâyelerini anlatmak için gemileri beklerler sonsuz gecelerde…