mostbet az1 winlucky jetpin up casino gamepin up casino1win kz1win aviator1 win1 win az4r betmostbet kz1 winmosbetparimatch1win aviator4rabet india1vin1win casinopin up casino india1 winmosbet indiaonewinpin up azmostbet1win slotmostbet kzmosbet casinolucky jet1xbet lucky jetpinuplucky jetpin up indiamostbet1winmostbet casinomostbet kzaviatormosbet aviatormosbet casinopin up casinopin-up kzpin-up kzaviator4rabet bangladeshpin-up1win apostaparimatchlacky jetmostbet4rabet bangladeshmostbet casino
26Ağu, 2019
KADIN

Bu yazıyı okuyan sevgili kardeşim.
Senin can bulmana vesile olan,
Sana 7 ilâ 9 ay boyunca sabırla hamallık yapan,
Seninle nefes alan,
Sen daha sağlıklı ol diye, bu süreçte hastalanmamak için kendisine gelen her türlü eziyete, ilaç takviyesi ile değil sadece dişini sıkarak sabırla katlanan,
Kendisi için değil, senin için yararlı olan her şeyi bu süreçte yaşayan ve kendi keyif aldığı yaşantıyı unutan,
Sen dünyaya sağlıkla gözlerini aç diye, kendi fizyolojisinden belki de ömrünün sonuna kadar vazgeçme cesaretini gösteren,
Sen dünyaya sağlıkla gözlerini açtıktan sonra bile, seni herkesten ve her şeyden üstün tutarak belli bir yaşa kadar ayaklarının üzerinde durmanı sağlayan,

Ve bu uzun süreç, belki kendisinin yaşamının sonlanmasına kadar sürse de seni yetiştirirken bir an bile “OF !” demeyen varlığın hayatına kast edecek şekilde gösterdiğin en ufak (varsa) şiddetten dolayı, Allah’ın azabı ve gazabı üzerinden hiç gitmesin!

Yukarıda saydıklarımı bırak 7 ilâ 9 ay gerçekleştirmeyi;
Sadece 1 ay,
Sadece 1 hafta,
Sadece 1 gün,
Sadece 1 saat boyunca yapamıyorsan, ne dediğimi gayet açık ve net anlamış olmalısın!

21Ağu, 2019
KARIŞIK

Sabah uyandım yanımda yoksun
Derdim olsun, kadehler dolsun
Aramıza girmiş dağlar, denizler
Gelemem diyorum öf öf, sen gel diyorsun
Gel desem gelmezsin, aşk nedir bilmezsin
Seni ayrılık alır, geriye aşk kalır
Seni benden almaya senin de gücün yetmez
Şu yaralı kalbime benim de sözüm geçmez

Solumda bir acı senden yoksun
Soluksuz kaldım köşelerde
Kar yağmış yollara, örtülmüş izler
Bulamam diyorum öf öf, sen bul diyorsun
Anlamasan da beni, dinlemesen de olur
Bitti gitti seyrettik aşkı
Sanmışım yolu yordamı bu
Böyle yazılmadı ya da ben öyle kandım
Şimdi tek başımayken kimin öyküsü bu?

Anılar kilitli mi sana, resimler delil gibi bana
Allah’ım da şahit buna, gel içimden seni alsana
Kolaysa sen unutsana
Yazıklar olsun bana

Bana bir haller oldu bilemezsin
Kitaplarımı okullara dağıttım
Dolma kalemlerimi postacıya hediye ettim
Oyuncak arabalarımı çocuklara verdim
Bir sahil kasabasına yerleştim
Artık şiir yazmıyorum
İçimdeki hüzün denizinde balık tutuyorum
Kaç cehennem söndü içimde bilmiyorum
Deli sanıyorlar
Beni arıyorlar
Uzun ince bir yoldayım
Gidiyorum gündüz gece
Bilmiyorum, ne haldeyim?
Gidiyorum gündüz gece
Görenler var mı?

Bana bir haller oldu bilemezsin
Adını kalbimin en dibine yazdım silemezsin

Bu benim öyküm birazcık yaralı
Kalbimin pek çok yeri yamalı

20Ağu, 2019
HİKÂYE

Hedefler, istekler (hayaller).

İnsan zihni her şeyi isteyebilir ama her şeyi hedefleyemez. Uçmak isteyebiliriz, zengin olmak isteyebiliriz, mutlu olmak isteyebiliriz, en iyi yaşam şekli kendimizde olsun isteyebiliriz, en iyi aşkı ve sevgiyi yaşamak isteyebiliriz v.s.

Ama hedef belirlerken zihin; daha çok verilere bakarak harekete geçer. Çocukluğumuzdan bu yana yaşanmış hayatımıza bakacak olursak, isteklerimiz artıp hedeflerimiz azaldıkça, karakterimizde şımarma belirtileri başlar. Hayat böyledir. Bir insan ne zaman depresyona girer, işte o zaman hedefleri azalır ve istekleri artar.

Demek ki şöyle bir denge yaratmak gerekir.

Ne zaman kendimizi iyi hissetmiyor ve elimizden hiç bir şey gelmiyorsa, öz güvenimiz düşükse bilmeliyiz ki isteklerimiz o esnada yavaş yavaş artmaya başlıyor. Çünkü hayat diyor ki, “artık bir hedef belirle.”

Bu durumda yapılması gereken belli başlı davranışlar vardır. Yarattığımız öz güvensizliğimizin ana unsuru, kendi hayatımızla başkalarının hayatını kıyaslamaktan başka bir şey değildir. Bu, mutsuzluğun ana kaynağıdır. Yüzlerce yıldır bir sürü insan, kuşaktan kuşağa yayılan, toplumun düş gücü etkisiyle zamanla biçim değiştiren, tanrılar, tanrıçalar, evrenin doğuşu ve benzeri halk öyküleri kullanarak bir takım mutluluk arayışı içine girdi. İsteklerini evrene gönder, pozitif enerji mesajları v.s. gibi konulara kafa yorduk. Kimimiz Allah’ın adını evren, duanın adını enerji yaptık.

Halbuki daha gerçekçi (realist) olmak en doğrusu !

Birincisi, bir şeyi en çok isteyip arzuladığımız anda o şey olmaz. Bu gerçektir. Sabaha kadar enerji gönder, bir yerlere çaput bağla, enerji gönderip bekle…. NAFİLE !

Çünkü, bir şey hedeflediğimizde zaman içinde yaptığımız mücadele ile bu beklentimizin dış dünyadaki görünen durumu, maksimum seviyeye çıkar. Hedefler ve istekler, daha çok sezgilerimizle oluşacak bir yolculuktur. Sezgi, biz onu istemeyi bıraktığımızda ortaya çıkar. Yani bir iş ortamında toplantı yaptığımızı düşünelim. Yöneticinin, ortaya bir konu attığını ve hepimize bu konuyla ilgili bir fikir üretmemizi istediğini düşünelim. Toplantının 30 dakika sürdüğünü düşünelim. Bu süre içerisinde toplantıda bulunan herkes, bu konu üzerine en iyi fikri üretmek adına bilinçli seviyede aşırı istekli olur. Toplantıdaki her birey, “en iyi fikri ben üretmeliyim” çabasına girer. Ama en iyi fikir her zaman, toplantı sonlandıktan sonraki sakin zaman diliminde ortaya atılan fikirdir.

Bir durumla ilgili ne kadar çok odaklanırsak, bilinç hazır kavramlar üzerinden harekete geçer. Ne zaman odaklanma sürecini bırakırsak, o zaman “gerçek sezgi” harekete geçer ve hedeflerimize ulaşmaya başlarız.

Hayata bir kez gelip, bir kez ölüyoruz. Hikâyeden ibaret olan bu yaşam diliminde bizler başrol oyuncularıyız. Senaryoyu nasıl yazacağımız bize kalmış.

Yaşamayı öğrendim.
Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu; aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim.

Gitmeyi öğrendim.
Sonra dayanamayıp dönmeyi… Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi…

Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim.
Olur ya …
Kalp durur …
Akıl unutur …
Ben dostlarımı ruhumla severim.
O ne durur, ne de unutur…

Her canlının ölümü tadacağını, ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim… ve BENİM OLAN, sadece BENİM OLAN bu hayatı toplumsal baskılardan uzak, umursamadan, sadece kendi yazdığım senaryoya göre tatmam gerektiğini YENİ ÖĞRENDİM !

12Şub, 2019
ÖĞRENDİM

Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.
Işığı gördüm, korktum.
Ağladım.

Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.
Karanlığı gördüm, korktum.

Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi…
Ağladım.

Yaşamayı öğrendim.
Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;
aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim.

Zamanı öğrendim.
Yarıştım onunla…
Zamanla yarışılmayacağını,
zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim…

İnsanı öğrendim.
Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu…
Sonra da her insanın içinde
iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.

Sevmeyi öğrendim.
Sonra güvenmeyi…
Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu.
Sevginin, güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu öğrendim.

İnsan tenini öğrendim.
Sonra tenin altnda bir ruh bulunduğunu.
Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim..

Evreni öğrendim.
Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.
Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatmak gerektiğini öğrendim.

Ekmeği öğrendim.
Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.
Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim.

Okumayı öğrendim.
Kendime yazıyı öğrettim sonra…
Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana…

Gitmeyi öğrendim.
Sonra dayanamayıp dönmeyi…
Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi…

Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yaşta…
Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.
Sonra da asıl yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine aydım.

Düşünmeyi öğrendim.
Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.
Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek olduğunu öğrendim.

Namusun önemini öğrendim evde…
Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu;
gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el
sürmemek olduğunu öğrendim.

Gerçeği öğrendim bir gün…
Ve gerçeğin acı olduğunu…
Sonra kararında acının, yemeğe olduğu kadar hayata da lezzet kattığını öğrendim.

Her canlının ölümü tadacağını, ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.

Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim.
Olur ya …
Kalp durur …
Akıl unutur …
Ben dostlarımı ruhumla severim.
O ne durur, ne de unutur …

MEVLANA

19Eki, 2018
NUTUK
19Eki, 2018
Bİ KENDİNİZE SORUN ŞİMDİ

Ağayla marabası, ağanın en güzel atının koşulduğu en süslü arabayla kasabaya inmektedirler.

Ağa arabadadır, maraba ise arabanın yanında yürümektedir. Yerde taze bir tezek kümesi görürler. Üzerinde sineklerle etrafa koku salmaktadır.

Ağa, marabasıyla alay etmek ister.

‘‘maraba’’ der, ‘‘şu tezeği ye, atla araba senin. Sen bineceksin, ben yürüyeceğim.’’

Maraba ata bakar, arabaya bakar. Ağaya da zaten gıcıktır.

Oturur, midesi bulana bulana tezeği yer. Ağa iner, maraba sahip olduğu arabaya biner.

Ağa çok bozuktur. Durduk yerde en güzel atını, en güzel arabasını marabaya kaptırmıştır.

Maraba da bozuktur. Durduk yerde tezeği yemiştir.

Ağanın daha güzel atlar alacak parası, daha güzel arabalar alacak imkánı vardır. Üstelik ne ata, ne de arabaya bakacak parası vardır. dönüş yolunda gördükleri tezek, her ikisinin de beklediği andır aslında.

Maraba, ağadan intikam almak için ‘‘ağa, ağa’’ der, ‘‘sen şu tezeği ye, at ve arabayı geri al’’.

Ağanın beklediği de böyle bir fırsattır. O da oturur tezeği yer. Arabaya kurulur, atı kamçılar.

Köye girerlerken maraba, ağaya seslenir;

‘‘Köyden çıkarken araba senin, at senindi. Yürüyen de bendim. Köye giriyoruz. At senin araba senin. Yürüyen yine ben.

Ağam iyi de biz bu boku niye yedik?’

***

Örnek;

16.04.2017 başkanlık referandumundan sadece 2 gün önce; 1 Milyon Dolar almak için 3.686.700,00 TL yatırıp, 31.08.2018 günü bozduran; 2.863.100,00 TL kazandı.

Sonra da çıkıp rahip, papaz, ajan falan filan…

zZzZzZzZzZzZzZzZzZzZzZzZzZzZzZzZzZzZzZzZzZzZzZzZzZzZzZzZzZzZ

5Eki, 2018
SÖZ SOKAKTA

“HAYAT KISA, KUŞLAR UÇUYOR”

“MEVZU DERİN, SANA AŞIĞIM”

“SEVİYORUM ÇOK”

“SEN DE BIRAK HER ŞEYİ, SADECE BENİ SEV”

“HAYALLERİMİZ VAR BİZİM”

“GÜLÜŞÜNDEN ÖPERİM”

“YANLIŞ ANLAMA DA, O KADAR DA GÜZEL GÜLÜNMEZ Kİ”

“ŞİİR SOKAKTA DEĞİL, GÜLÜŞÜNDE”

“ARAMIZDA KALSIN, BEN BAYA ÖZLÜYORUM”

“UMRUMDA DEĞİL, KİM DUYARSA DUYSUN”

“HANİ SEN BENİMDİN”

“CANIM YANIYO BE”

“SOKAK LAMBALARININ NE ZAMAN SÖNDÜĞÜNÜ, SENİ SEVERKEN ÖĞRENDİM”

“HER ŞEYE KATLANIRDIM, AMA AYRILIK OLMASAYDI”

“BEKLİYORUM, AMA GELMİCEK BİLİYORUM”

“RÜYALARIMIZ VAR… ZzZzZzZzZzZz”

“GINA GELDİ, SEN GELMEDİN”

“SEVEN İNSAN VAZGEÇMEZ”

“ONU HALA SEVİYORUM DİYE, KENDİ HALİME GÜLÜYORUM”

“İNANDIĞIMIZ YERDEN KIRILDIK”

“ÇOK ÜZDÜN BE”

“NASIL OLCAK BU İŞLER”

“Bİ DÜŞÜNSENE, SARILMIŞIZ”

“Bİ DÜŞÜNSENE, SABAH Bİ KALKMIŞIZ MUTLUYUZ”

“HER ŞEY ÜST ÜSTE GELDİ, SEN Bİ DAHA GELMEDİN”

“ZATEN, NE İSTEDİYSEM OLMADI”

“O SON BUSEYİ ÇOK GÖRDÜN YA, ÇOK ZORUMA GİTTİ BE”

“Bİ VEDA EDİP DE SARILAMADIK”

“HAYALLERİM AYNI BURASI GİBİ… BOMBOŞ BİR DUVAR”

“BİR MUCİZE OLSUN”

“VEDASIYDIK BİRBİRİMİZİN”

“YARIM KALDIK”

“DEĞDİ Mİ”

“HEP SENİ SÖYLÜYOR ŞARKILARIM”

“ZAMAN BİZİ YENDİ, GERİYE ANILAR KALDI”

“BAZI ANILAR HİÇ UNUTULMAYACAK”

“BIRAK İMKANSIZ KALSIN”

“AĞLAMAK, SADECE ÇOCUKKEN SONUCU DEĞİŞTİREBİLİRDİ”

“PSİKOLOJİM ÇOK KIRGIN”

“KÜÇÜK Bİ YIKILDIM, AMA HALLEDİCEM”

“ZİRA BENİ, SİZ DELİRTTİNİZ”

“HALİYLE KAFAYI YEDİM”

“MUTLU OLMAK KOLAY”

“PEKİ, GÜZEL GÜNLER DE BİZİ GÖRECEK Mİ”

“YAŞASIN, PLATONİK AŞIKLARIN ONURLU MÜCADELESİ”

“N’APCAN İŞTE, BEN DE BÖYLE Bİ İNSANIM”

 

…ve asla unutma; “KUŞLAR DA MUTLULUKTAN UÇMUYOR ZATEN”